TRABZON TARİHİ RESİMLENİYOR
“Büyük devletler kuran ecdâdımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdâdını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 
   
 
TÜYB 120cm x 180cm / 2010 Ş.ŞEYİHOĞLU
 
    Evliya Çelebi ve Trabzon Ziyareti (Ağustos 1640)
 
 
Trabzon’un havası ve suyu güzel olup bütün halkı da zevkine ve gezmeye düşkündür. Bazıları içkiye düşkün, gamsız ve kayıtsız kimselerdir; ama zarif dost ve sadık insanlardır. Buralarda kadınlar arasında Abaza, Gürcü; Çerkeş güzelleri olup her biri birer ay parçasıdır. Bu şehrin halkı eskiden beri yedi kısımdır. Bir kısmı idareci ve kibar olan beylerdir ki güzel samur kürklerle gezerler. Bir kısmı ilim ve irfan sahibi şahıslardır. Bunların özel elbiseleri vardır. Üçüncü kısım da tüccarlardır ki Azak, Kazak, Mebril, Abaza, Çerkezistan ve Kırım’a gidip ticaret yaparlar. Çuha ferace ve kontuş, dolama ve yelek giyerler. Dördüncüsü sanayicilerdir ki hepsi çuha ferace elbise giyerler. Beşincisi Karadeniz gemicileridir ki elbiseleri kendilerine göre demir koparan, şalvar, çuha dolama giyerek bellerine astar sararak deniz üzerinde ticaret yaparak para kazanırlar. Altıncısı bağ bekçileri ve bahçıvanlardır. Bu şehirde Boztepe bağları otuz bin kadar bağ ve bahçeler vardır. Yedinci kısım da balık avcılarıdır. Çünkü Trabzonlular balığı pek severler. Yeryüzünde Trabzon’un kuyumcuları gibi usta kuyumcular yoktur. Bir çeşit buhurdan, gülapdan, kılıç, kama, aşçı bıçakları işlerler ki bunlar başka diyarlarda bulunmaz. “Gurguroğlu Bıçağı” adıyla anılan bıçaklar yaparlar; bunlar çok keskin ve kalitelidir. Trabzon baltası adıyla da bir cins balta yaparlar. Ayrıca sedef işçiliği de çok meşhurdur. Buranın kirazları, armutları, üzümleri de gayet nefis olur. Bir de patlıcan inciri denilen bir çeşit inciri vardır. Limonu, turuncu, narı, zeytini her tarafta meşhurdur. Yedi türlü zeytini olur. Trabzon hurması da denilen hurmayı fırında kurutup çeşitli illere gönderirler. Bu hurma, iki üç çekirdekli ve çok lezzetli bir meyvedir. Trabzon’un çeşit çeşit çiçekleri vardır. Trabzon’un dağlarında şimşir, bağlarında servi ve ceviz ağaçları vardır. Zağnos kapısından dışarıda Kavak Meydanı vardır. Paşaların çoğu, tatil günleri askerleriyle birlikte buralara gelip cirit oynarlar. Burası çok geniş bir meydandır. Ortasına üç kat gemi direklerini birbirine bağlayıp dikmişlerdir. Tepesinde de bir altın yaldızlı top vardır. Bütün biniciler atı bırakıp o topa cirit atarlar. Vurana hediye verilir. Bunlar bir tür eğlencedir. Bu eğlencelerle insanlar sıkıntılarını unutup mutlu olurlar.… “Bunu yemek Trabzonlulara mahsustur ki Trabzonlular kırk türlü yemeğini pişirirler. Tatlısı, böreği bile yapılır. Kebabı, çorbası, yahnisi, böreği, baklavası olur. Fakat pilaki derler bir çeşit tava yaparlar, çok lezzetlidir. Önce tertemiz ayıklayıp onar onar kamışa dizerler. Maydanoz, kereviz, soğan, pırasayı ince ince kıyıp tarçın ve karabiberle karıştırdıktan sonra pilaki tavasının içine, bir kat hamsi ve bir kat bundan döşeyip su ve zeytinyağını üzerine dökerler. Bir saat kadar ateşte pişirdikten sonra yerler. Bu yemek, gerçekten güzel yemekleridir”.

…. Kırmızı bir çeşit karanfili olur ki tanesi açık kırmızı güle benzer, sapsız beşer altışar dirhem gelir. Levrek ve kefal de gayet lezizdir. Buralarda bir karıştan fazla kırmızı başlı tekir balığı, uskumru balığı gibi daha bin türlü balık vardır. Ama bunların hepsinden çok
Trabzonluların üzerine düştükleri, hatta alım satımda bazen kavga ettikleri hamsi balığıdır. Hamsin’de çıktığı için hamsi denilmiştir
(Çelik Şavk, 2011).

Buraların ilginç bir hikâyesi daha vardır ki o da şöyledir: “Bir torba hamsi ver.” diyerek sırmalı torbalara balığı koyup salınarak giderler. Balığın suyu akarak giderken bazıları suyun aktığına acıyarak: - Bre balığın suyunu ne diye akıtırsın? Suyuna bir pilavcık salsan ne de güzel olur, diye şaka edip sonra da şu beyti söylerler:

Trabzon’dur yerimiz,
Akçe tutmaz elimiz,
Hamsi balığı olmasa,
Nice olurdu hâlimiz.


Bu balığın faydası öyle çoktur ki yedi gün devamlı bundan yiyen bir kişinin kas gücü fevkalade artar. Balık, kokusu olmadığından yiyene hararet vermez. Ağrısı olan kişi, balık yediği vakit iyileşir. Bir evde yılan ve çıyan olursa hamsi balığının başını tütsü edip bunların kaçmalarını sağlarlar.
(Çelik Şavk, 2011)
 
 
   


 
Bu sitede yer alan eserlerin hiç biri ( tamamen yada kısmen) sanatçısından izinsiz
veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz...