TRABZON TARİHİ RESİMLENİYOR
“Büyük devletler kuran ecdâdımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdâdını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 
   
 
TÜYB 120cm x 180cm / 2010 Ş.ŞEYİHOĞLU
 
   
Trabzon’un Fethi, Osmanlı Ordusunun Zigana’dan Geçişi (1461)
 
   
Mihailoviç’in aktardığına göre; “ … biz bu şekilde Trabzon bölgesinde bir dağa ulaştık. Bu dağdan aşağıya inen yol oldukça bozulmuş ve düşen ağaçlar tarafından kapatılmıştı. Sultanın kendisine ait yüz adet arabası vardı. Yol şartlarının kötülüğünden ve çamurdan dolayı Sultanın arabaları çamura saplandı ve bunların yüzünden ordu hareket edemez hale geldi. Sultan emir vererek bu arabaları kestirdi ve yaktırdı. Bunları çeken atları kim istediyse verdi. Bu arabaların yüklerini develere yükledi. Sultan daha önceden bölge hakkında elde ettiği bilgiler çerçevesinde yol şartlarının kötü olabileceğini tahmin etmiş ve kendisi ile beraber sekiz yüz deve getirmişti…”.
(T.C.Trabzon Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2006)


Ve bu mevkiden Sultan, develerle beraber dağdan dağa yürüdü. Ve bir yere gelindiğinde hazineleri taşıyan develerden bir tanesi yoldan aşağıya üzerindeki sandıkla beraber yuvarlandı. Sandık parçalara ayrılırken içerisinde altmış bin altının bulunduğu para keseleri de parçalandı. Ancak yeniçeriler hemen hadise mahalline gelerek kılıçlarını çekmiş vaziyette altınları muhafaza altına alıp kimsenin almasına müsaade etmediler. Hazinenin sahibi olan Sultan gelene kadar o şekilde beklediler. Bu hadise yüzünden bütün ordu durmak zorunda kaldı. Çünkü o anda başka bir yol olmadığı gibi çok şiddetli bir yağmur yağıyordu. Bu dakikada Sultan gelerek ordunun durma sebebini sordu. Sultan’a hadise anlatıldı. O da hemen herkese, alabildiği altını almasına müsaade etti ve ordu ilerlemeye başladı. O anda hadise mahallinde olanlar çok şanslı idiler. Bazıları bu hadiseden faydalandılar. Ben de orada idim ancak geç kalmıştım. Altınlar çoktan sahiplerini bulmuş, geriye siyah toprak kalmıştı. Her kim fırsatını buldu ise çamur ve otlarla beraber altınları almıştı. Gerektiğinde bir birlerinin ellerinden bile almışlardı. Bu şekilde dağdan aşağıya inmeden önce bir çok dertlere maruz kaldık. Toprak sanki lapa gibi yapışkandı. Yeniçeriler, Sultanı kollarına alarak aşağıya ovaya kadar taşımak zorunda kaldılar. Hazineleri taşıyan develer ise dağda kaldı bunun üzerine Sultan Mehmet yeniçerilere rica edip develeri aşağıya indirmeleri için çaba sarf etmelerini söyledi. Bu şekilde biz büyük bir gayret sarf ederek tekrar dağa tırmandık. Bütün gece develerle uğraşarak onları aşağıya indirmeyi başardık. O gün Sultan orada istirahat etti. Yeniçerilere aralarında paylaşmaları için elli bin altın verdi. Buna ek olarak yeniçerilerin
maaşlarını artırdı. Bundan önce dört gün için bir altın alanlara bundan böyle iki gün için bir altın verdi. Bu şüphe götürmeyen bir gerçek olarak bugün de böyledir. Çünkü Sultan her neyi kanun olarak vaaz ederse bu sonuna kadar değişmeden kalır.
(Kırzıoğlu, 1967; Bryer,Winfield 1985’den akt:İnan, 2003)
 
 


 
Bu sitede yer alan eserlerin hiç biri ( tamamen yada kısmen) sanatçısından izinsiz
veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz...